Tekirdağ

Tekirdağ


Tekirdağ, Bizans döneminde Βισανθη (Bisanthe) ve sonraları Ρωδοστο (Rodosto) adıyla anılmıştır. Kenti ele geçiren Türkler, şehre önceleri Rodosçuk, 18. y.y.'dan itibaren de Tekfur Dağı demeye başlamışlardır. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hıristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı tagovar, anlamı ise taç taşıyandır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekfur sözcüğü atılarak yerine sesçe benzeşen tekir getirilmiştir.

Coğrafya
Tekirdağ, ilin batısında yer alan en yüksek tepesini 945 m. rakımlı Ganos Dağı (Işıklar Dağı)'nın oluşturduğu Tekir Dağları hariç genelde düzlüktür. Kuzeyde ilin en önemli akarsuyu olan Ergene nehri bulunur. Ergene yarattığı alüvyonlu ovaların verimliliğiyle il nüfusunun büyük bir kısmını çevresindeki yerleşimlere toplamıştır. Tekirdağ'ın bitki örtüsü Marmara Denizi kıyısında makilik, dağlık alanlarda ormanlık, diğer yerlerde ise step özelliği gösterir.
Tekirdağ'ın iklimi, Akdeniz iklimi ve kara ikliminin bir karışımıdır. Sahil yöresinde Marmara Denizi'nin etkisiyle nemli bir bölgedir.

Tarihçe
Tekirdağ'da insan yerleşimi ile ilgili en eski kalıntılara Karansıllı köyü dolaylarındaki Yatak, Kuştepe ve Malkara yakınlarındaki Balıtepe adlı buluntu yerlerinde rastlanmıştır. Bunlar Alt Paleolitik Çağ'a ait aletlerin bulunduğu açıkhava buluntu yerleridir. Tipolojik olarak bir milyon yıl ile 250 bin yıl önceleri arasına tarihlenebilirler. Tekirdağ'ın hemen doğusunda bulunan Menekşe Çatağı ise Kalkolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e kadar yerleşilmiş bir buluntu yeridir.
Tekirdağ'ın tarihi Trakya'daki diğer illere paralellik gösterir; ilk olarak Traklar tarafından iskan edilen bölge, Makedon, Pers, Roma ve Bizans egemenliğinin ardından 1357'de I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1703 yılında Avusturya İmparatorluğu'na karşı bağımsızlık mücadelesi veren asi Macar prensi Rakoczi'ye de ev sahipliği yapmış olan Tekirdağ, Osmanlı döneminin sonlarında Edirne vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. 93 Harbi'nde (1878) Rus, Balkan Harbi'nde (1912) Bulgar ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra (1920-1922) Yunan işgali yaşayan il, Kurtuluş Savaşı ile gelen zaferin ardından 13 Kasım 1922 tarihinde kalıcı olarak Türk topraklarına katıldı.

İsminin kökeni
Tekirdağ, Bizans döneminde Βισανθη (Bisanthe) ve sonraları Ρωδοστο (Rodosto) adıyla anılmıştır. Kenti ele geçiren Türkler, şehre önceleri Rodosçuk, 18. y.y.'dan itibaren de Tekfur Dağı demeye başlamışlardır. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hıristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı tagovar, anlamı ise taç taşıyandır. Cumhuriyetin ilanından sonra tekfur sözcüğü atılarak yerine sesçe benzeşen tekir getirilmiştir.

Ekonomi
Tekirdağ ilinin toprakları çok verimlidir. 1inci sınıf tarım arazisidir. Uçsuz bucaksız düz verimli ovaları yeşil ovaları vardır. Türkiye'nin yağlık ayçiçek ve buğday üretiminin büyük bölümünü karşılar. Tekirdağ ilinin batısında Malkara ve Hayrabolu ilçelerinde tarım ve hayvancılığın ekonomi degeri cok yüksektir. Tekirdağ ilinin doğusu, Çorlu ve Çerkezköy ilçeleri bölgesinde sanayi, endüstri ve tarım ekonomisi çok yüksektir. Özellikle Çorlu ve Çerkezköy ilçeleri burada bulunan yüzlerce ve yapılmakta olan onlarca (2008 yılında: 1.100 adet fabrika) fabrika nedeniyle çok göç almakta nüfusu çok hızlı artmaktadır. Türkiye'nin en hızlı sanayileşen 1inci ilidir.

Hora Feneri

1876 Fransız yapısı olup, Şarköy ilçesine bağlı Hoşköy beldesinde bulunmaktadır. 96 kristalden meydana gelen fener kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek görev yapmaktadır. Bölgenin ikinci büyük feneridir.

MARMARA EREĞLİSİ

Eski adı PERİNTHOS olan ilçe M.Ö 600 yıllarında Samos' lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Yunan, Roma ve Bizans yönetiminde kalan kentin adı M.S. 3. Yüzyılda HERAKLİA olarak değişmiştir. 1453 yılında Osmanlı egemenliğine geçmiş ve adı EREĞLİ olmuştur. Antik bir yerleşme merkezi olduğundan: Akrapol, antik liman, kara ve deniz surları, tiyatro, Çifte tonozlar, stadion başlıca tarihi yerlerindendir.

RAKOCZİ MÜZESİ

TEKİRDAĞ RAKOCZİ MÜZESİ
Barbaros Caddesi üzerinde eski bir Türk evi olan bina 1676-1735 yılları arasında yaşayıp,son yıllarını Tekirdağ'da geçiren Erdel Prensi ve Macar Halk Kurtuluş Kahramanı II. Rakoczi Ferenc'in anılarına dayanarak Macar Hükümetince müze olarak düzenlenmiştir.
Mülkiyeti ve içindeki şahsı eşyalarıyla birlikte Macar Hükümetine ait olan müze 25 Eylül 1982 tarihinde ziyarete açılmıştır.Sergilenen eserler arasında Türk-Macar ilişkilerine ve iki ulusun halk sanatlarındaki beraberliklerini simgeleyen eserler ile Rakoczi'nin sahsı ve ailesine ait eşyalar yer almaktadır.

II.RAKOCZİ FERENC
Bugünkü Slovakya'da bulunan Kassa(Kösice) İli'ne bağlı Borsi Kasabasın'da doğdu.1689 yılında Osmanlı Devletinin II.Viyana Kuşatması'ndan güneye Belgrad'a kadar çekilmesi ile birlikte Osmanlı'nın terk ettiği Macaristan'ı , Avusturya işgal eder. Macarlar bu işgal üzerine ayaklanırlar ve 1703 yılına kadar aralıklarla devam eden bu savaşta II. Rakoczi Ferenc lider seçilir.Fransa, Rusya ve Polonya kendisine destek vaadinde bulundularsa da , gerektiği kadar yardımda bulunmayınca zaten zayıf olan Macar ordusu iyice zayıflar. Rakoczi'nin yurtdışında olmasını fırsat bilen diğer Macar beyleri, Avusturya hakimiyetini kabul ederek barış imzalarlar ve Rakoczi vatan haini ilan edilir.Bir müddet Polonya'da yaşayan Rakoczi, Fransa'ya sığınır. 1717'de Osmanlı Devleti yardım ve destek vaadiyle kendisini Türkiye'ye davet eder.Rakoczi bu daveti kabul edip, Osmanlı Devleti'nin gönderdiği bir gemiyle 1717 yılında Türkiye'ye gelir.Gelibolu'ya ulaşan Macar mülteciler önce Edirne'ye 2 yıl sonra İstanbul'a 1720 yılında Tekirdağa yerleştirilir.1758 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin kendilerine sağladığı imkanlarla hayatlarını sürdürdüler. Burada öldüler ve buraya gömüldğler.Mezarları ve onlardan kalan eşyalar 1880'li yıllarda önce İstanbul'a 1906'da da Macaristan'a götürüldü.1914 yılında doğduğu yer olan ve o gün için hala Macar şehri olan I. Dünya Savaşı'ndan sonra Slovakya'da kalan Kassa'ya (Kössice) götürüldü.Burada Tekirdağ'da yaşadığı binanın aynısı inşa edilip, Türkiye'den götürülen eşyaları sergilendi.
Bugün Tekirdağ'da Rakoczi'nin anıları müzesi olarak hizmet veren bina, 3 katlı ve Osmanlı sivil mimarisinin tipik örneklerinden 1 tanesidir. Bina 1931 yılında imzalanan ekonomik ve kültürel anlaşma çerçevesinde,Macar Kültür Bakanlığı tarafından satın alınmıştır.Macar Hükümeti yapıyı yıkıp aslına uygun olarak yeniden inşa ettirmiştir.

RÜSTEMPAŞA CAMİİ

RÜSTEMPAŞA CAMİİ
 Rüstem Paşa Külliyesi’ne bağlı binalardan, cami, medrese, imaret ve kervansarayın, Sinan tarafından yapıldığı, hayatını konu alan tezkirelerde geçiyor. Külliyenin vakfıyesinde ise bu yapılara ek olarak, Rüstem Paşa Külliyesi’nin mektep, çifte hamam, depolar, tabakhane, ve dükkânlar içerdiği belirtilmektedir. 1550’li yıllarda inşa edilmiş olan külliyeden bugüne sadece cami, yeniden inşa edilmiş hamam ve kısmen medrese ulaşabilmiş. Rüstem Paşa Camii’nin dikdötgen bir altyapı üstünde yükselen tek ve büyük kubbesi ile hem dış görünüşünde hem de iç mekânında etkileyicidir. Yapımının tamamlandığı 1552 yılından, etrafı yüksek binalarla sarıldığı yakın dönemlere kadar, bulunduğu tepe üstünden hâlâ Tekirdağ Limanı’na hakim, etkileyici bir görünüme sahipti.

ŞARKÖY PLAJI

 

ŞARKÖY  PLAJI
Şarköy İlçesi Türkiye'nin birinci, Dünyanın en uzun Onikinci kumsalına sahiptir.Şarköy 60km uzunluğundaki sahilleri ile deniz,balık,üzüm ve karides merkezidir. 2006 senesinde denizi ve kumsalinin temizligi nedeniyle "mavi bayrak" almıştır. Aynı başarıyı 2007 senesinde de göstermiştir. Kıyılarda turizm konaklama merkezleri vardır. Otel, Motel, Kamping, Deniz sitesi yapımları gün geçtikçe daha fazla artmaktadır.

KASTROS ÇAMLIKÖY PLAJI

 KASTROS ÇAMLIKÖY PLAJI
Eski adıyla Kastro şimdiki ismiyle Çamlıkoy Trakya’nın Bahçeköy deresinin Karadeniz’e döküldüğü yerde 2.5 km. kumsalıyla Saray’ın sahil şeridindedir. Bir taraf da Doğal plajı bir Taraf’da da bu plaj ile birleşen altın renginde bir gölü varıdır. Tekirdağ’ın Karadeniz kıyısında Istranca Dağlarının eteklerinde bulunan Kastro doğal plajı, il merkezine 10 km uzaklıktadır. Bu plajda ormanlık alanlar kumsalla birlikte başlamaktadır. Kastro yöresindeki 329 hektarlık karaçam ormanı 18 Nisan 1988 tarihinde Doğayı Koruma Alanı (Milli Park) olarak ayrılmıştır.

AYAZPAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ

AYAZPAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ
 Sosyal kültürel eserlerinin başında 1539 da Ayas Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Ayaspaşa Cami, Ayaspaşa hamamı ve külliyesi gelmektedir.Ayaspasa Cami: Kubbeyle örtülü son cemaat yeri ile ana mekandan oluşan kesmetaş duvar örgülü küçük bir yapıdır.Ana mekan kubbe ile örtülü olup ince silindirik gövdeli minare tek şerefelidir.
Kırım Giray Han Mezarları: Ayaspaşa cami avlusundadır.Kırım Hanlarının ikinci yurdu olan Saray’da yaşamış ve Saray’a gömülmüş olan II.Devlet Giray Han,ll.Fetih Giray Han İslam Giray Han,Arslan Giray Han IV.Devlet Giray Han III.Selim Giray Han ve Şehbaz Giray Han’ın mezarları Ayaspaşa cami avlusundadır.

BARBAROS

BARBAROS
Bugünkü Tekirdağ'ın; OsmanlıTürklerinin Rumeli'ye geçişleri ile, 1357 yılından sonra, Türkler tarafından kurulduğu bilinmektedir.
Tekirdağ'ın tarihten önceleri de var olduğu beldemizdeki kale kalıntılarından anlaşılmaktadır. Şehrin MÖ 6. yüzyılda Foçalılar tarafından kurulduğu ve "Bisante" adını taşıdığı, sonradan Romalılar döneminde Readestua'ya çevirildiği bilinmektedir.
Eski Tekirdağ, uzun yıllar, çevresinin önemli bir iskelesi olarak Yunanlı gemicilere merkezlik yapmış. Bugünkü Barbaros balıkçısı barınağını başlangıç ayağı, bu iskele kalıntılarının üzerinde bulunmaktadır. 6. yüzyılda ünlü Bizans İmparatoru Jüstinyen, burasını Balkanlardan inen Ulahların saldırısından korumak için surla çevirmiş.
Fakat 813 ve 1206 yıllarında şehir Bulgarlar tarafından ele geçirilerek yağmalanmış. Bugün Barbaros'ta bulunan kale kalıntıları bu surların son parçalarıdır .

Uçmakdere

Doğal özellikleriyle Marmara kıyılarının ender köşelerinden biri Uçmakdere. Ganos Dağı eteğinden yol alırken, Marmara'yı hiç bu kadar yüksekten ve bu açıda görmediğinizi fark edeceksiniz. Karşımıza  ilk önce Marmara Adası ve Hayırsız Adası çıkacak .Daha sonra Uçmakdere  birbirini izleyen koylarının güzelliği, kusursuz doğasıyla ve muhteşem manzarasıyla sizleri selamlayacak…

Mürefte

İstanbul'dan 227 kilometre uzakta Tekirdağ ili Şarköy ilçesine bağlı bir beldedir. En büyük özelliği üzüm bağları ve şarap sahili tabir edilen bölgesidir. Türkiye'nin şarap üretiminin %30'u burada yapılıyor. Mürefte civarında 5'i büyük 30 civarında şarap tesisi vardır.Türkiye'deki ilk şarap müzesi Müreftedir. Yaz kış yeşil kalan zeytin ağaçları ve masmavi denizi Mürefteyi maviyle yeşilin böyle uyumlu buluştuğu ender yerlerden biri yapmaktadır.

Şarköy

İl merkezinin güneybatısındadır. Turizm mevsiminde ilçe nüfusu iki kat artmaktadır.
Zeytinlik ve yeşil bağları ile şirin bir ilçedir. Üzümü meşhurdur. Doğal güzelliklerinin yanı sıra otel, motel, pansiyon ve yazlık konutların çok olması sebebiyle tam bir tatil beldesi ve ilin turizm merkezidir.